(İstanbul, 25 Haziran 2026) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin başkenti Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılacak NATO zirvesi öncesinde en az 209 kişinin gözaltına alınmasının, Türkiye’de ifade ve toplanma özgürlüklerine gösterilen tahammülsüzlüğün acımasızlığını ortaya koyduğunu belirtti.
22 Haziran’ı 23 Haziran’a bağlayan gece düzenlenen baskınlarda polis çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında siyasi aktivistler, avukatlar, bir akademisyen ve LGBT hakları alanında tanınmış bir aktivist olan bir gazeteci de bulunuyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 23 Haziran’da yapılan açıklamada, gözaltıların “terör örgütlerinin eylem ve faaliyetlerini deşifre etmek” amacıyla yapıldığı belirtiliyor. Gözaltına alınanlar devrimci sol gruplarla ve İslam Devleti’yle (IŞİD) ilişkilendiriliyor; ancak isnat edilen suçlar veya suç sayılabilecek eylemlere ilişkin herhangi bir ayrıntı verilmiyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktör yardımcısı Benjamin Ward, “Bir NATO zirvesi öncesinde toplu gözaltılar yapmak ve insanları susturmak amacıyla terörle mücadele yasalarını kötüye kullanmak, ittifakın kurucu değerleriyle taban tabana çelişiyor,” dedi. Ward, “Türkiye makamları gözaltına alınanları derhal serbest bırakmalı; NATO ise zirve sürecinde insanların görüşlerini barışçıl biçimde ifade etmesine ve toplanmasına izin verilmesi konusunda ısrarcı olmalı,” şeklinde konuştu.
Gözaltılardan önceki akşam Ankara Valiliği, 28 Haziran saat 00.00’dan 10 Temmuz saat 00.00’a kadar her türlü toplantı ve gösteriyi, ayrıca bildiri dağıtma ve pankart açma gibi faaliyetleri yasakladı.
13 günlük yasak, NATO zirvesi nedeniyle güvenlik ve kamu düzeni gerekçelerine dayandırılıyor; “önleyici kolluk yetkileri”nin kullanılmasına izin verilmesi de aynı gerekçelerle savunuluyor. Gözaltılar, yasağın ilan edilmesinden birkaç saat sonra gerçekleşti; buna karşın Başsavcılığın gözaltılara ilişkin açıklamasında NATO zirvesine ya da söz konusu yasağa açıkça atıf yapılmadı.
Gözaltına alınanlarla 24 saat boyunca her türlü teması yasaklayan bir kısıtlama kararı bulunuyor; bu nedenle avukatlarıyla görüşmelerine izin verilmedi. Gözaltına alınanlardan hangileri hakkında, kaç kişi için ve hangi gerekçelerle ceza soruşturması açılacağı ya da bazıları hakkında mahkemelerce tutuklama kararı verilip verilmeyeceği de henüz bilinmiyor.
Medyada yer alan haberlere göre, IŞİD’le bağlantılı olduğu iddia edilen bir kişi, gözaltına alınmaya çalışıldığı sırada polisle çıkan silahlı çatışmada öldü. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu ölümün hangi koşullarda gerçekleştiğinin, polisin ölümde herhangi bir sorumluluğu bulunup bulunmadığını ve varsa bu sorumluluğun kapsamını nesnel biçimde belirleyebilecek eksiksiz, etkili ve bağımsız bir soruşturmayla araştırılması gerektiğini belirtti.
Bu gözaltılar ve NATO zirvesi, Türkiye’de ana muhalefet partisine, medyaya ve genel olarak ifade özgürlüğüne yönelik geniş kapsamlı kısıtlamalar başta olmak üzere, hak ihlallerinin yaygın olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.
Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yönetimi yakın zamanda mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırıldı; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da tutuklu yargılandığı için siyasi hayatın dışına itilmiş durumda. Çok sayıda gazeteci, eleştirel haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle taciz amaçlı ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya; halihazırda en az 21 muhabir ve medya çalışanı cezaevinde bulunuyor.
Türkiye makamları son günlerde, Türkiye’deki LGBT ve kadın hakları örgütlerine ait X sosyal medya hesaplarına da keyfi erişim engelleri getirdi. Erişimi engellenen hesaplar arasında, aile içi şiddete ve cinsel şiddete maruz kalan kadınlara hizmet sunan tanınmış kuruluşların hesapları da bulunuyor. Bu erişim engelleri, LGBT grupların Onur Ayı’nı planlanan toplantı ve etkinliklerle kutlamaya hazırlandığı bir dönemde getirildi. Türkiye makamları bu tür toplantı ve etkinlikleri genellikle engellemeye çalışıyor.
Ward, “Ankara sokaklarını muhtemel protestoculardan arındırmaya çalışmak, Türkiye hükümetinin derinleşen baskısını daha da açık biçimde ortaya koyuyor,” dedi. Ward, “Türkiye’nin NATO müttefikleri, Türkiye makamlarını bu gidişattan dönmeye çağırmak için nüfuzlarını kullanmalı,” şeklinde konuştu.